HABER ARAMA


Gelişmiş

EN ÇOK OKUNANLAR

SON YORUMLANANLAR


    Minik Üniversitelilerimiz Ulusal Basında

      08.04.2014

    İstanbul Aydın Çocuk Üniversitesi Minikleri Ulusal Basında

    Categorie  Kategori : HABERLER
    Comments  Yorum : 0
    Reading  Okuma : 1356

    Share |

    12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

     
    Minik dâhilere özel eğitim!

    Nisan 3, 2014 | http://sozcu.com.tr/egitim/cocuk-universitesinden-ustunlere-ozel-egitim.html

    Dünyada %2 civarında bulunan en kıymetli cevherler üstün zekâlı çocuklar için Çocuk Üniversitesi harekete geçti.

    Ayla Özdemir / sozcu.com.tr

    Üstün zekalı çocuklar, özel eğitim alanının belkide en fazla göz ardı edilen ve eğitim olanaklarından yeterince yararlanamayan grubu….

    Üstün zekalı olduğu fark edilmeyen bir öğrenci, başta okul içinde “uyumsuz” damgası yiyor ve eğitim hayatı olumsuz etkilenebiliyor.

    Aslında onlar sadece kendi ülkelerinin değil, tüm dünyanın hazineleri…

    Dünyamızı değiştiren, hayatımızı kolaylaştıran tüm gelişmeler bilimin dehaları sayesinde gerçekleşiyor.

    Önemli olan; bilime, teknolojiye, sanata katkı yapabilecek bu dahi beyinlerin olabildiğince erken yaşta tespit edilmeleri ve doğru yönlendirilmeleri…

    İstanbul Aydın Üniversitesi Çocuk Üniversitesi’ndeki Üstün Zekâlılar Okulu programlarıyla minik dahiler kendilerini eleştirel düşünmeye, araştırma ve bilime sevk edecek bir eğitim alıyor.

    Türkiye’nin Üstün Zekalı öğrencilere yönelik ilk proje okulu olan Beyazıt Ford Otosan İlköğretim okulunda yöneticilik yapmış, İstanbul Aydın Üniversitesi Çocuk Üniversitesinin hem eğitim koordinatörlüğünü hem de yöneticiliğini yürüten Yrd. Doç.Dr. Ayşin Kaplan Sayı ile Türkiye’nin cevheri Üstün Zekalı Çocukları ve Çocuk Üniversitesi’nde bu çocuklara yönelik verilen eğitimi konuştuk.

    Kendi kültürümüze ait bir ‘’üstün zeka’’ tanımımız ve politikamız olmadığını üzülerek ifade eden Yrd. Doç.Dr. Ayşin Kaplan Sayı , ”Bu sebeple bu çocuklar daha çok fen ve matematikte başarılı çocuklar şeklinde algılanıp, Fen Liselerinde eğitim verilerek durum kurtarılmaya çalışılıyor” dedi.

    Yrd. Doç.Dr. Ayşin Kaplan Sayı, gelen talepler üzerine Nisan ayı itibarı ile öğretmenlerin bu çocuklara daha fazla yardımcı olmasını sağlamak, onları bilişsel ve duygusal anlamda destekleyebilmelerine yardımcı olmak amacıyla ‘’ÜSTÜN ZEKALILAR EĞİTİCİ EĞİTMENLİĞİ’’ eğitim programını açacaklarını da müjdeledi.

    İŞTE O RÖPORTAJ:

    Ayşin Hanım öncelikle sizi tanıyabilir miyiz?

    Lisans eğitimini Türkiye dereceli olarak İstanbul Üniversitesi İngiliz Dili ve Eğitiminde tamamlayıp, yüksek lisans ve doktora eğitimini yine İstanbul Üniversitesinde Özel Eğitim ‘’Üstün Zekâlıların Eğitimi’ ’bölümünde yaptım. Lisans eğitimim sırasında seçmeli ders olarak aldığım ‘’Üstün Zekâlıların Eğitimine Giriş’’ dersi ile alanla tanışmış oldum.

    Üniversiteden mezun olduktan sonra aynı zamanda MEB’de öğretmenlik yapıp, yüksek lisans ve doktora eğitimime eğitimime devam ettim. 2003 yılında Beyazıt Ford Otosan Üstün Zekâlılar Okulunda zenginleştirme dersleri proje asistanı olarak alanla ilgili çalışmalara adım atmış oldum.

    Üstün Zekâlılar Proje okulunda asistanlık, öğretmenlik ve yöneticilik deneyimlerinin yanı sıra Çocuk Üniversitesinde Üstün Zekâlılar Zenginleştirme Eğitimi programı eğitmenliğini yürüterek alanla ilgili deneyimlerimi arttırmış oldum.

    Akademik çalışmalarıma da devam etmekle birlikte Mayıs ayından bu yana da Yrd. Doç.Dr olarak İstanbul Aydın Üniversitesi Çocuk Üniversitesinin hem eğitim koordinatörlüğünü hem de yöneticiliğini yürütmekteyim.

    ÖĞRETMEN, REHBER GİBİ DAVRANMALI!

    Üstün zekânın tanımı nedir? Üstün zekâlılar için nasıl bir eğitim modeli uygundur?

    Üstün zekâ tanımı da tıpkı zeka tanımında olduğu gibi üzerinde tam olarak fikir birliğine varılamamış bir tanımdır. Üstün zeka tanımı ülkeden ülkeye hatta A.B.D’de okul bölgeleri arasında bile farklılık göstermektedir. En çok kabul görenlerden birisi Amerikan 1971 Marland Raporu ile sunulan tanımdır. Buna göre üstün zekâlı ve yetenekli birey, sıradışı üstün yetenekleri sayesinde yüksek performans gösterebilen bireydir. Üstün performans gösteren bireyler aşağıdaki yetenek veya özelliklerin biri ya da birkaçına sahiptirler;

    • Genel zihinsel yetenek

    • Özel akademik yetenek

    • Yaratıcı veya üretken düşünme yeteneği

    • Liderlik yeteneği

    • Görsel ve performansa dayalı sanat yeteneği

    • Psikomotor yetenek (NAGC, 1990).

    Bir diğer tanım ise alanda adından söz edilen Joseph Renzulli (1986)’ye aittir. Ona göre üstün davranış, üç kümenin kesişiminden ortaya çıkmaktadır : Ortalamanın üzerinde genel ve özel yetenek düzeyi, üst düzey göreve adanmışlık (motivasyon), üst düzey yaratıcılık.

    Herhangi bir alanda gerçek, üstün bir başarının sağlanması için bu üç özellik kümesi arasında etkileşim gereklidir. Birey, bu ölçütlerin hepsinde yaşıtlarının %85’inden ve en azından birinde %98’inden daha başarılı olması haline üstün biri olarak kabul edilebilir. Bana göre ise üstün zeka, birden fazla alanda bireylerin yaşıtlarına oranla üst düzeyde performans göstermesi ve sosyal duygusal açıdan da daha duyarlı, farkındalıklarının ve hissedişlerinin daha yoğun olması durumudur.

    Bu çocukların kendi potansiyellerini anlamaları, kendilerine ve topluma katkıda bulunabilmeleri için normal okullarda verilen eğitimin ötesinde farklılaştırılmış bir eğitim programına ihtiyaçları vardır. Dünya’da bu farklılaştırılmış müfredatı ortaya koymak için önerilen birçok model mevcuttur. Bunlardan en popüler olanlarının Renzulli Okul Geneli Zenginleştirme Modeli, Izgara Modeli ve Paralel Müfredat Modeli olduğunu söylemek yanlış olmaz. Türkiye için de model olarak Anadolu Üniversitesinde Uğur Hocamız tarafından ortaya konan ÜYEP modeli ülkemize özgün ve kendi içimizden çıkan bir model olması açısından önemli ve örnek bir modeldir.

    Modellerden ziyade önemli olan modelin nasıl uygulandığı ve çocukların bireysel ihtiyaçlarına ne kadar cevap verebildiğidir. Ama ortaya konan modelde özellikle müfredatın nasıl yapılandırıldığı noktasında müfredatın geniş temalara dayandırılması, disiplinler arası bağlantı kurularak tüm disiplinlerde aynı tema üzerinden gidilmesi, müfredata düşünme becerilerinin entegre edilmesi, öğrencilere açık uçlu görevlerin, çalışmaların verilmesi ve bağımsız çalışma becerilerinin desteklenmesi, değerlendirmenin standardize edilmiş araçlarla yapılması ve öğretmenin kendisini bir bilge olarak konumlandırmak yerine bir rehber gibi davranması olmazsa olmazlardan diyebiliriz.

    ÖZEL EĞİTİM ALMAZLARSA ZEKÂLARI DA YARATICILIKLARI DA KÖRELİYOR!

    Üstün zekânın ülkemiz eğitim sistemindeki yerini nasıl buluyorsunuz? Kendilerine özel bir eğitim almadıklarında zekânın köreldiği söyleniyor, sizce ülkemizde bu çocuklara yeterince sahip çıkılıyor mu?

    Şu an için üstün zekânın eğitim sistemimizde bir yeri olduğunu söylemek çok mümkün değil. Açıkçası ülkemiz açısından, kendi kültürümüze ait bir ‘’üstün zekâ’’ tanımımız ve politikamız da yok. Bu sebeple bu çocuklar daha çok fen ve matematikte başarılı çocuklar şeklinde algılanıp, Fen Liselerinde eğitim verilerek durum kurtarılmaya çalışılıyor.

    Bilim Sanat Merkezinde verilen eğitimler hangi noktaya ulaşır, burada yapılan çalışmalar mesleki yönlendirme için nasıl kullanılır hepsi bir muamma.

    Özel Eğitim alamadıklarında zekanın köreldiği doğru, bir süre sonra normalleşiyorlar. Sadece zeka değil, eğer varsa yaratıcılıkları da köreliyor. Çünkü sürekli olumsuz dönütlerle karşılaşıyorlar. Fakat zeka ve yaratıcılığın körelmesi dışında ortaya çıkabilecek en olası durumlardan bir tanesi potansiyelinin altında başarı gösterme durumu, yani var olan potansiyeli kullanamama durumudur.

    Araştırmalar potansiyelinin altında başarı gösteren en büyük grubun üstün zekâlı ve yetenekli çocuklar olduğunu göstermektedir. Bu oran %60.

    POTANSİYELLERİ DOĞRU YÖNLENDİRİLMEZSE ÇETE LİDERİ OLABİLİRLER!

    Diğer bir durumda kendini gerçekleştiremediği için ve potansiyelini kullanamadığı için psikolojisinin bozulması durumu ki bu kendini tamamen toplumdan izole olma veya da saldırganlık olarak gösterebilmektedir. Potansiyelini kullanamayan çocuk hem fiziksel hem de psikolojik açıdan acı çekmeye başlıyor ve mutsuz, toplumdan izole bir birey haline gelebilmektedir.

    Üçüncü bir olasılık ise, var olan potansiyeli doğru yönlendirilemediğinde ve uygun eğitim verilemediğinde, bu potansiyelin olumsuz bir alanda kullanılmasıdır.

    Liderlik potansiyeli var bu çocuklarda, eğitim aldırıp uygun ortamlar sağlayamıyorsanız, çete lideri olabilmektedirler. Ya da ciddi zihinsel potansiyeli var bilim yapmasına uygun ortam sağlayamıyorsanız, illegal işler veya yapılanmalarla bu potansiyeli kullanıyorlar. Sonuçta hackerlar, çete veya örgüt liderleri, illegal yapılanmalar hepsi belli fakat doğru yönlendirilmeyen potansiyellerin ürünüdür.

     
    Üstün zekâlı olan çocuklardan her anlamda akademik başarı bekleniyor. Bu doğru bir beklenti mi?

    Asla doğru bir beklenti olamaz. Bu çocuklarda genel yeteneğin ve bazı özel yetenek alanlarının akranlarına göre üst düzeyde olmasından bahsediyoruz fakat bu her alanda başarılı olacağı anlamına gelmez. Çünkü genel yetenek derslerdeki başarının %25’ini yordarken geri kalan oran özel yeteneklerle ve ilgilerle ilgilidir. Çocuk belli alanlara ilgi duymuyor olabilir.

    ASLA BAŞKA ÇOCUKLARLA KIYASLAMAYIN!

    Üstün zekâlı ama özgüveni eksik çocuklar da görüyoruz. Bu çocukların önce kendilerinin farkına varması için neler yapılabilir?

    İlk olarak ailenin bu tarz çocuklara sorumluluk vermesi ve yerine getirilen sorumluluklar konusunda çocuğunu desteklemesi ve takdir etmesi gerekmektedir. Başka çocuklarla kıyaslamayarak ve çocuğunu sadece başarılı olduğu zaman değil, her zaman sevdiğini belli etmeli, yapılan işlerde sonuca odaklanmak yerine çocuğun çabasını övmelidir.

    Çocuk olabildiğince çok etkinlik, faaliyet veya zenginleştirme eğitimlerine katılmalıdır ki kendisini tanısın, yapıp yapamadıklarını fark edebilsin.

    Bunun yanında sosyal-duygusal gelişimi ve kişisel gelişimi sağlayacak eğitim programları, psikoterapi, yaratıcı drama gibi dersler bu öğrencilerin kendilerini tanımalarına yardımcı olmaktadır.

    AİLE, SONUCA DEĞİL ÇABAYA ODAKLANMALI!

    Üstün zekalı çocuğu olan bir ailenin yaklaşımı nasıl olmalı, aileye düşen görevler nelerdir?

    Çok güzel bir soru teşekkür ederim. Zira bu çocukların eğitiminde en kilit noktayı oluşturan öğe aileler. Öncelikle ailenin durumu nasıl algıladığı bizim için önemli. Bunu bir ayrıcalık olarak mı görüyor, farklı ve iyi yönlendirilmesi gereken bir durum olarak mı görüyor, yoksa bunu bir araç olarak kullanıp bundan bir kazanç mı elde etmeye çalışıyor. Buradaki en sağlıklı algı çocuğun ve durumun farklı olduğunu kabullenip, bunu iyi yönlendirmeye çalışan aile algısıdır.

    Nitekim üstün zekâlılık zekâ anlamında bir potansiyele işaret ederken ve avantajlı bir durum ortaya koyarken, duygusal açıdan aşırı bir farkındalığı ortaya çıkararak dezavantaj yaratabilmektedir.

    Bu noktada aileye düşen en önemli görev çocuğunu iyi tanımaya çalışmak, bu sebeple onu farklı ortamlar, farklı uğraşlar ve farklı kişilerle tanıştırmak, ona sorumluluk vermek ve aşırı koruyuculuğu bir kenara bırakıp, otonom bireyler olmasına yardımcı olmaktır. Bunun dışında üstünlüğe has olan kendisi gibi çocuklarla birlikte olmasını sağlamak, sosyal-duygusal gelişimlerini destekleyici drama, psikodrama, sosyal duygusal gelişim, iletişim gibi eğitim programlarıyla onu tanıştırmak, gerçek hayat hikayeleri veya bilim adamlarının hayat hikayeleri ile çocukları yönlendirmek, tutarlı davranmak, verilen sözleri yerine getirmek, adaletli olmak, sonuç odaklı değil çabaya odaklanmak ailenin en önemli görevlerindendir.

    Genel bir çerçeveden baktığımızda ise eğitimin amacı otonom yani içten denetimli, sorumluluğunu bilen ve hayatını, öğrenmesini şekillendirebilen bireyler yetiştirmektir. Bunu yapabildiğimiz sürece üstün veya normal hangi kategoriye soktuğumuz önemli olmaksızın verdiğimiz eğitim ve destek hedefine ulaşmış demektir.

     
    ÖĞRETMENLER DESTEKLEMELİ VE DOĞRU YÖNLENDİRMELİ!
     
    Öğretmenlere ve okullara düşen görevler nelerdir?
     
    Öğretmenlere ve okullara düşen onları fark etmek, desteklemek ve doğru yönlendirmek. Okullarımız tanılama konusunda Üniversiteler ve Rehberlik Araştırma Merkezleri (RAM) ile işbirliğine gidebilir. Yönetimle mutabakata varıp, Üniversitelerle ve velilerle işbirliği yaparak bu çocuklarımızı zenginleştirilmiş eğitimlere yönlendirebilir, kaynak oda açabilir, eğitimlerine ilişkin eğitim alabilirler. Bunların dışında bu çocukların bireysel ihtiyaçlarını karşılayacak Bireysel Eğitim-Öğretim planı hazırlayıp, uygulayabilirler.
     

    Ülkemizdeki üstün zekâlı çocukların sayısı belli mi? Dünyada kaç çocuktan biri bu niteliğe sahip?

    Dünya Sağlık Örgütüne göre bir toplumda üstün yeteneklilerin oranı %2 civarındadır ve bu istatistik milletten millete değişmemektedir. Devlet İstatistik Enstitüsü’nün 2009 genel nüfus verilerine göre 0-24 yaş grubunda yer alan insan sayısı 31.374.071’dir. Bir insan grubunun % 2’sinin üstün yetenekli olduğu bilgisinden hareket edecek olursak, Türkiye’de üstün yetenekli çocuk ve gençlerin sayısının 627.481 olduğu sonucuna ulaşabiliriz. Fakat burada şunu belirtmek gerekir ki üstünlük farklı bağlamlarda ve farklı kültürlerde farklı anlam kazanmaktadır. Bununla birlikte oranı da değişmektedir. % 2 çok bahsedilen fakat uygulamada çokta pratik olmayan bir oran. Çünkü biz eğitimciler olarak yaratıcı anlamda üretken, kendini gerçekleştiren bireyler hedefleriz. Bu hedef için %2’lik grupla çalışmak ise araştırmalara göre yaratıcı üretkenlik sergileyen grup olan üst %20’ye yani geri kalan %18’lik gruba haksızlık olur. Bu sebeple bu oranı %20’ye genişletebiliriz. Bizde İstanbul Aydın Üniversitesi Çocuk Üniversitesi olarak bu oranı genişletme konusunda çabalarımızı devam ettirmekteyiz.

    Aydın Üniversitesi’nde Çocuk Üniversitesi’nin kuruluş amacı ve vizyonundan bahsedebilir misiniz?

    Çocuk üniversitemiz 2013 Mart ayı itibariyle kurulmuş olup, öğrencilerin yeni çalışma alanlarını ve güncel bilgileri keşfederek, düşünme becerilerinin gelişmesini sağlamak ve sorun çözen , üretken, dijital okur yazar ve global düşünebilen bireyler olarak hem topluma hem de kendi yaşantılarına yön vermelerine rehberlik etmeyi amaçlamaktadır. Ülkemizde öğrenciler potansiyeline bakılmaksızın biyolojik yaşa göre muamele görmekte ve bu bağlamda 18 yaşına kadar yükseköğretimle tanışamamaktadır. Bu yaşlar, öğrencinin üniversiteyi ve üniversite ortamını yaşaması için geç kalınmış bir yaş dilimidir. Çünkü öğrencilerin derslere ve öğrenmeye karşı tutumları 10 yaşında artık tamamen belirginleşmektedir.

    Bu yaşa kadar yapılandırılmış okul ortamına maruz kalan öğrenciler, meraklarını tatmin edemedikleri için öğrenme sürecinde kopma yaşayabilmektedirler. Öğrencileri olası bu riskten korumak adına özellikle Avrupa ülkelerinde Çocuk Üniversiteleri yapılanmaları devreye girmiş ve öğrencileri daha erken yaşta bilimi sevdirmek adına çalışmalar başlatılmıştır.

    Bu bağlamda bizimde Avrupa Çocuk Üniversiteleri Birliği Ağı ile paralel olarak, vizyonumuzu

    • Gönüllülük esasına dayalı olarak, sınırları kaldırarak tüm öğrencilerin üniversiteye ulaşmaları

    • Dezavantajlı grupları da dahil etmek ve onlarından da üniversitelerden yararlanmaları

    • Öğrencilerin daha erken yaşlarda bilimle, akademisyenlerle ve bilimsel ortamlarla tanışmaları

    • Baskı olmadan öğrencilere saygılı bir atmosfer sunmak ve performans göstermelerini sağlamak oluşturmaktadır.

    Çocuk Üniversitesi’nin eğitim programları nelerdir?

    Aydın Üniversitesi Çocuk Üniversitesi açıldığı günden bu yana Bilim Şenliği, Öğretmen Eğitimleri, Aile eğitimleri gibi birçok etkinlik düzenlemiş, bu zamana kadar iki yaz okulu ve iki öğretim yılı boyunca devam eden bir kış okulu eğitim programı yürütmüştür. Eğitim programları 6-14 yaş grubuna hitap ederek başlamış, yeni programlarla yaş grubu 15-16’ya kadar çıkarılmıştır. İstanbul Aydın Üniversitesi Çocuk Üniversitesi Eğitim Programları çok fazla çeşitliliğe sahip olmakla birlikte temelde iki grup üzerinden eğitimlerini yürütmektedir. Üstün zekâlı- yetenekli öğrenciler ve normal Öğrenciler. Üstün zekâlı ve yetenekli öğrencilerin kayıt edilebilmesi için özel bir kurum veya bir devlet kurumundan almış oldukları genel yetenek testi sonucu istenmekte veya bu test üniversitemizin bünyesinde yapılabilmektedir. Öğrencinin üstün zekâlı ve yetenekliler eğitimi programına kabul edilebilmesi için yaşıtlarının %95’inin üzerinde yani en üst %5’lik düzeyde performans sergilemesi gerekmektedir. Normal zihin düzeyindeki öğrencilerimizin ise www.cocukuniversitesi.aydin.edu.tr adresindeki kayıt formunu doldurmaları gerekmektedir.

    Etkinlik ve programlar zenginleştirme eğitimine odaklanmakta olup, öncelikle öğrencileri okullarda almadıkları arkeoloji, astronomi, sinema grafik-web tasarımı, sanat odaklı farkındalık eğitimi, heykel ve yaratıcı sanatlar, müzik gibi farklı derslerle veya farklı konularla onları tanıştırmayı amaçlamaktadır. İlgi alanı olmasına rağmen arkeoloji dersini okulda alamayan bir öğrenci, bu alanla tanışma fırsatı bulamamakta ve bu alana ilişkin yeteneği konusunda da fikir edinememektedir. Böylece ülkemizde ilgi alanlarına yönelik işler yapmayan, mutsuz bireyler yetiştirilmektedir.

    Zenginleştirme eğitimi öğrencileri farklı ilgi alanları ve konularla tanıştırmanın yanında, onların eleştirel ve yaratıcı düşünmelerini de desteklemektedir. Farklılıklar ve konuların üst düzey düşünme süreçlerinin harekete geçirilerek sunulması, öğrencileri hem bu alanlara ilişkin hem de günlük yaşama ilişkin daha farklı ve üst düzey düşünmeye sevk etmektedir. Zenginleştirme uygulaması daha çok Üstün Zekâlı ve Yetenekli öğrencilerin eğitiminde ön plana çıkmakla birlikte normal zihin düzeyindeki öğrencilerimiz için de kullanılmaktadır. Çocuk Üniversitemizde uygulanan eğitim programı yurt dışında ve Amerika’da uygulanan çok farklı uygulamalar ve modellerin incelenmesi sonucunda ortaya çıkmış bir programdır.

    Dört basamaklı bir şekilde ilerleyecek olan programda ilk basamağı öğrencilerimizin dönemde altı olmak üzere en az sekiz atölyeye tabi tutulmaları oluşturmaktadır. Bu genel bir zenginleştirme eğitimini içeren kısımdır.

    İkinci basamakta ise öğrencilerin kendilerine özgü ihtiyaçları belirginleşmekte ve ihtiyaçlarına yönelik eğitimler verilmektedir. Bu iletişim, çalışma becerileri-sorumluluğu gibi daha psikolojik ve teknik bir eğitimi içermektedir. Bu basamağın süresi çocuğun ihtiyacına göre belirlenmekle birlikte iki öğretim dönemi sürebilmektedir.

    Üçüncü basamakta öğrenciler atölyelerdeki ilgisi ve başarısı doğrultusunda aday gösterilmekte ve aday gösterilen öğrencilerin ilgi ve yetenek alanında derinlemesine bir çalışma yapılmaktadır. Bu çalışmalar derinlemesine kursları içermektedir. Dördüncü basamakta ise öğrenciler ilgi duydukları ve derinlemesine kurs aldıkları bu derslere ilişkin küçük grup proje çalışmalarına başlamaktadırlar. Üçüncü ve dördüncü basamakta yapılacak çalışmalar, Üniversitemiz sponsorluğunda gerçekleşmektedir.

    Sizin eğitimlerinizde bu çocuklara sunduğunuz imkanlar neler? Hangi yaş grubuyla çalışıyorsunuz?

    Biz eğitimlerimizde çocuklarımıza sadece bilişsel anlamda değil aynı zamanda duygusal, sosyal ve kişisel anlamda da imkanlar sunmaya ve destek vermeye çalışıyoruz. Bu sebeple dersler dışında onların bireysel ihtiyaçlarına dönük sosyal-duygusal gelişim, çalışma sorumluluğu gibi çalışmalara tabi tutuyoruz

    . Her dönem dört oturum şeklinde aile eğitimleri ile ailelerimizi doğru yönlendirmeye çalışıyoruz. Yaş grubumuzu 6-12 yaş çocuklarımız oluşturmakla birlikte, Grafik-Web tasarımı gibi bazı özel programlarda bu yaş grubunu 13-16 şeklinde genişletebiliryoruz. Öğrenciler ve ailelerimiz dışında, öğretmenlerimize de ulaşmaya çalışıyor, üstün zekalı çocukların özelliği konusunda yönlendirmelerde bulunuyoruz.

     
    ÜSTÜN ZEKALILAR EĞİTİCİ EĞİTMENLİĞİ AÇILIYOR!

    Gelen talepler üzerine Nisan ayı itibari ile öğretmenlerimizin bu çocuklara daha fazla yardımcı olmasını sağlamak, onları bilişsel ve duygusal anlamda destekleyebilmelerine yardımcı olmak amacıyla ‘’ÜSTÜN ZEKALILAR EĞİTİCİ EĞİTMENLİĞİ’’ eğitim programını açıyoruz.

    İki modül şeklinde açılacak eğitimin ilk modülünde Üstün zekalı çocuklar, özellikleri, ihtiyaçları, eleştirel düşünme ve müfredata entegresi, yaratıcı düşünme başlıkları işlenecektir. 40 saat olarak verilecek eğitim beş hafta sonu 8 ders saati şeklinde yapılacak olup, tamamen uygulamalı yürütülecektir. Bu eğitimi alan öğretmenlerimiz okullarında kaynak oda çalışmalarını yürütebilecek, sınıflarında bu öğrencilere Bireysel Eğitim-Bireysel Öğretim Programı hazırlayabileceklerdir. En önemlisi de bu çocukları tanır ve onları anlar hale gelebileceklerdir.

    Biz İstanbul Aydın Üniversitesi olarak Üstün Zekalı çocuklarımıza elimizden geldiğince destek vermeye çalışıyoruz, sahip çıkıyoruz. Bunu ise gönüllü olarak, ciddi bir bilgi birikimi ve alt yapı ile yapıyoruz. Yanlış işler yapmak doğru işleri ve alanı da etkiler. Bu sebeple tüm kurum ve kuruluşları alanı korumaya çağırıyoruz. İsteyen tüm öğrenci ve öğretmenlerimizi de hem Çocuk Üniversitemize hem de Üstün Zekalılar Eğitici Eğitmenliği programımıza davet ediyoruz.

     

    Yazdırılabilir Sayfa Sayfayı Yazdır | Word'e Aktar Worde Aktar | Tavsiye Et Arkadaşına Gönder | Yorum Yaz Yorum Ekle

    HABERLER

    En Çok Okunanlar